Aile Hekimliği Akademisi Basın Açıklaması - I
“Aile Hekimliği”, ayrı bir tıp disiplini olup, bu alanda hizmet etmek isteyen hekimlerin tıp fakültesi mezuniyeti sonrasında ciddi bir biçimde eğitilmelerini gerekli kılar.
Türkiye’deki yasal düzenlemeler, Aile Hekimliği’ni ayrı bir uzmanlık alanı olarak kabul etmiş ve bu alanda hizmet etmek isteyenlerin, tıp doktoru unvanına hak kazandıktan sonra en az 3 yıllık bir uzmanlık eğitimi almalarını öngörmüştür.
Dünyadaki gelişmeler izlendiği zaman, birinci basamak sağlık hizmetlerinin farklılığı, hastaya bütüncül yaklaşımın önemi gibi nedenlerle birinci basamakta Aile Hekimliği Uzmanlarının çalışmasının hedeflenerek gerçekleştirildiği gözlenmektedir.   T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından da başlangıçta birinci basamak sağlık hizmetlerinin aile hekimliği uzmanları aracılığı ile verilmesi aşamasına geçiş çerçevesinde sunulan ve doğrudan sistem değişikliğini gerektirmeyen bir dizi eğitim ile pratisyen hekimlerin beceri ve yaklaşımlarının geliştirilmesini hedefleyen çalışmalar düzenlenmiştir.  Bakanlık bu çerçevede aile hekimliği akademisyenlerinden de görüş ve yardım istemiş, hatta bazı eğitim materyallerinin hazırlanması büyük ölçüde akademisyenlerin katkılarıyla gerçekleşmiştir. Ancak aile hekimliği akademisyenlerinin, eğitimin süresi, eğiticilerin niteliği, eğitimin niteliği, eğitilecek pratisyen hekimlerin niteliği ve geçiş sürecinin bitiş tarihleri gibi ana konularda yaptığı uyarılar T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından dikkate alınmamıştır.
T.C. Sağlık Bakanlığının 2003 yılından beri uygulamaya koymaya başladığı sağlıkta dönüşüm projesi çerçevesinde, Türkiye’deki birinci basamak sağlık hizmetlerinin örgütlenme modeline Aile hekimliği adının verilmesi kararı alınmış ve Düzce Pilot uygulaması ile birlikte birinci basamakta hizmet verecek hekim tipinin “aile hekimi” olarak adlandırılması öngörülmüştür. Böylece tüm eğitim ve uygulamalar sistem değişikliğine bağlanmış, birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunumundaki çağdaş yaklaşımlar geri plana itilmiştir.
Bizler Aile Hekimliği Akademisi Derneği üyeleri olarak T.C. Sağlık Bakanlığının aşağıda maddeler halinde sıralanan uygulamalarının hem ülkemizin sağlığına hem de aile hekimliği disiplinine zarar vereceğini düşünüyor ve bu konuda kamuoyunu bilinçlendirmeyi bir görev sayıyoruz.
 
1. Aile hekimliği geçiş döneminin sonlanacağı tarih belirsizdir. Oysaki bu hizmet modeline geçiş yapan tüm ülkelerde geçiş döneminin ne zaman son bulacağı önceden saptanmış ve bu tarihten sonra da ancak 6 yıllık tıp fakültesi eğitimini tamamlayıp üstüne üç yıl daha eğitim alan doktorların aile hekimi olarak hizmet verebileceği hükme bağlanmıştır. Türkiye’de ise 2003 yılından beri gerekli tüm hatırlatmalara karşın hala konuyla ilgili yasal düzenlemeler yapılmamıştır.
 
2. Geçiş dönemi kurslarının süresi yetersizdir. Aile Hekimliği akademisyenlerince başlangıçta önerilen bütüncül eğitim modeli, 10 günlük birinci aşama ve bir yıla yayılan ikinci aşama eğitimlerinden oluşmaktaydı. Bu model temel yaklaşımına ve felsefesine ters düşecek şekilde değiştirilmiş ve farklı bir program haline dönüştürülmüştür. Bugün geçiş dönemi eğitimleri için yapılmakta olan kurslar 7 iş günü ile sınırlandırılmıştır. Bu kadar kısa bir sürede, farklı tıp fakültelerinden mezun olup, farklı düzeylerde eğitim almış olan hekimlerin standart bir eğitim düzeyine çıkarmak, hele bilgi ve becerilerini tazelemek mümkün değildir. Benzer uygulamaları yapmış olan başka ülkelerde en kısa kurs süresi 4 aydır.
 
3. Geçiş dönemi kurslarının içeriği yetersizdir. Bu kurslarda hekimlerin bilgilerini tazelemek veya yaklaşım ve becerilerini geliştirmek amaçlı düzenlemeler bulunmamaktadır. Büyük ölçüde akademisyenler tarafından hazırlanmış olan kurs materyalleri yalnızca geçiş dönemi eğitimlerine giriş amaçlı olarak kullanılabilir ve zaten de bu amaca yönelik olarak hazırlanmıştır. Ancak işe akademisyenlerle başlayan fakat sonra bunun devamını getiremeyen ve akademisyenler ile ters düşen Sağlık Bakanlığı, kurs içeriklerini geliştirememiştir. Sağlık Bakanlığının yaptığı açıklama ile yakın bir tarihte ikinci aşama geçiş dönemi eğitimlerine başlanacağı duyurulmuştur. Akademisyenler bu eğitimlerin, hasta başında ve uygulamalı olması gerektiğini savunduğu halde, Bakanlığın böyle bir organizasyonu yoktur. İkinci aşama eğitimi, internet ortamında ve uzaktan eğitim şeklinde olması planlanmıştır. Biz akademisyenler olarak bu şekildeki bir eğitime karşıyız. Tıp ve hekimlik mesleği uzaktan eğitimle öğretilemez.
 
4. Eğiticilerin yetersizliği: Geçiş eğitimlerinde görevlendirilen eğiticilerin yeterlilikleri son derecede şüphelidir. Eğitim herkese kolaymış gibi görünen bir iştir. Ancak gerçek böyle değildir. İyi bir eğitici yıllar içinde olgunlaşır. Bu eğitimlerinde görev alan ve sayıları birkaç tane ile sınırlı olan akademisyenlerin böylesi büyük bir organizasyon ve programlama gerektiren eğitimi yürütecek yeterlikte oldukları kuşkuludur.  Birkaç yıldır yapılmakta olan uygulama, Bakanlığın eğitim programını yürütenlerin dünyanın birçok ülkesinde uygulanmış olan geçiş dönemi eğitimlerinin temel amacını ve felsefesini kavrayamamış olduğunu göstermiştir. Kaldı ki Sağlık Bakanlığı eğitici olarak, eğitici olarak eğittiğini iddia ettiği alandaki hekimleri de yaygın bir biçimde kullanmaktadır. Eğitici olarak seçilen bu pratisyen hekimler hangi ölçütlere göre seçilmektedir? Bunlara eğiticilik sıfatı nasıl verilmektedir? Bütün bunlar bilimsel olarak cevaplanmamıştır.
  Sonuç:  "Aile hekimliği” bir tip disiplinidir, bir sağlık hizmeti sunum şekli değildir. Bizler aile hekimliği akademisyenleri olarak, Sağlık Bakanlığının aile hekimliği hizmet modeline geçiş süresinde şimdiye kadar uyguladığı eğitimleri ve uygulamaları yetersiz buluyor ve sadece göstermelik olduklarına inanıyoruz. Sağlık Bakanlığına Aile Hekimliği disiplinine zarar veren bu uygulamalara son vermesi çağrısında bulunuyoruz. Sağlık Bakanlığı bu işi bir oldu  bittiye getirmek istiyorsa, sağlık konusunda en yetkili makam olarak, bir gecede tüm pratisyen hekimleri aile hekimi yapma gibi bir karar alabilir. Ancak bunu gerçek bir eğitim ile yapmayı ve Avrupa Birliği normlarına uydurmayı hedefliyorsa o zaman akademisyenlerle bir masaya oturarak eğitim işini olması gerektiği gibi yeniden planlamalı, bu işi bilimsel esaslar çerçevesinde, tıp fakültelerinin aile hekimliği ana bilim dalları ile ortaklaşa ve işbirliği içinde yürütme yoluna gitmeli ve aile hekimliği uzmanlarının aleyhine olan düzenlemelere ve uygulamalara derhal son vermelidir. Eğitimin adresi, eğitim kurumlarıdır. Üniversitelerin taraf olmadığı bir meslek eğitimi ise içi boş ve göstermelik olarak kalmaya mahkumdur. 
 
Saygı ile tüm kamuoyuna duyurulur.
 
 
Türkiye Aile Hekimliği Akademisi Derneği
 
© 2016 Her hakkı saklıdır.